ÖMER GÜRCAN-İHSAN ELİAÇIK-MUSTAFA KEMAL GÜLTEKİN

<iframe width="560" height="315" src="/http://www.youtube.com/embed/-8InFn-02Kw" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>
| DEVRİMCİ HALK PARTİSİ'Nİ TANIYALIM | ![]() |
![]() |
| Yazar ADİLMEDYA | |||||||||
| Thursday, 19 April 2012 | |||||||||
|
|||||||||
<iframe width="560" height="315" src="/http://www.youtube.com/embed/zN1bt9F_C_8" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>
TESBİTLER: CELAL ÖZCAN -DEVPARTİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI
sözden yazıya ÖZETLEME: MİNE ŞAHİNKAYA YILDIZTEKİN-DEVPARTİ MYK Türkiye’nin de içinde olduğu Orta doğu bölgesi çok karışık bir durumda. Arap baharı denilen bir olay ortaya çıktı. Bu bahsedilen bahar Suriye ye kadar ulaşmış durumda. Ama burada diğer ülkelerde olanlar gibi olmadı gelişmeler..,işler Suriye de sarpa sardı. Dünyada ki bütün kavga şu an da Orta Doğu üzerine kopuyor .Fakat Suriye ye ne iç ne dış müdahalede bulunulamıyor.. Şimdi eğer bunun altında ekonomik olarak petrol yatıyorsa’ oranın kaynaklarının talan edilmesi yatıyorsa da yine de bu kavganın Müslüman coğrafya da olması dikkat çekici.. SORU ŞU=Bu kavga neden Müslüman coğrafyada oluyor? Petrol bu savaşın ana ve tek nedeni değildir. Bu kavgayı çıkaranların zaten PETROL ellerinde. Tek kutuplu bu dünyada kapitalizm: her nerede paylaşımcılık, sosyal bir düşünce tarzı varsa: bunu yok etme ya da kendi iktidarı altına almaya yönelik hamlelere başlıyor. Kuzey Afrika da başlayan Arap Baharı’na bir şöyle bir baktığımızda Mısır ve Tunus ta ki ayaklanmalar hemen durulu verdi. Yönetimler değişti, Mısır da yine ordu iktidara el koydu. Ordu eliyle 1960 Türkiye sine çok benzeyen demokrasiye geçiş tartışmaları gibi, gündemlerle durumu idare etmeye başladılar..Burada asıl mesele ise şu: Orta doğu da İslamiyet’in içinde daha muhalif ve daha baş kaldırıcı olan Şii-Alevi kesiminin baskıya alınması sorununa çözüm bulmaları. Burada İran dan başlayarak içinde Irak ve Suriye’nin olduğu bir bölge var .Medyanın bize yansıttığından çok farklı süreçler ve olaylar yaşanıyor. Yani kavganın temelinde Şii-Alevi olayı yatıyor. Açıkçası kitlelerin başı Müslümanlığın Sünni yorumuyla bağlanmak isteniyor.Bu konuda Irak ve Suriye de problem var..ama asıl başlı başına sorun olan İran var. Kapitalizm bu çalışmalarını sürdürürken tabii ki belirli toplumların harekete geçirilmesi gerekiyor. Amerika –Avrupa Araplar’ın petrol gelirlerini bu toplumların harekete geçirilmesi için kullanıyor. Yani Araplar’ın paraları kendilerine karşı kullanılıyor. Böylece rahat bir şekilde bölge karıştırılıyor. Zaten bölgede karışmaya çok müsait bir yapı var.(Etnik kimlikler,İsrail- Filistin meselesi,ve üzerine bir de mezhepler..). Bütün bunlara ek olarak da her ülkede ayrı mezheplerin içinde farklı aşiretler yer alıyor. Olay burada gelip iki temel konuya dayanıyor;
1)Uzun yıllardır süregelen İsrail –Filistin sorunu gündemin hep ilk sırasındaydı. (Hamas-FKÖ Kavgaları, FKÖ nün İsrail’le barışa evet dedirtilmesi,arkadan Hamas’ın Şii kontrolüne alınması,…FKÖ ile yeniden görüşmelere başlanması.) Aslında Filistin meselesinde çözümün yakın olduğu görünüyor. Filistin İsrail’i tanıyacak ve Filistinliler İsrail’in verdiği bölgede yaşamaya devam edecekler. Çok ağır savaşlardan çıkan bu iki düşman artık savaşmaya devam edecek durumda değiller. Filistinliler de artık sorun çıkaracak durumda değiller. Zaten Araplar’da artık eskisi gibi onları desteklemiyor. 2)Geriye kalan asıl sorun ise; Ortadoğu’da devletleşemeyen Kürt sorunu .Şimdi asıl tartışılan Kürt sorununun nasıl halledileceği, nasıl biçimlendirileceği konusu. Burada en radikal çözüm DEVLETLEŞTİRME olarak önümüzde duruyor.(bölgedeki Kürtler’in bir araya gelerek bir devlet kurmaları.) Dört parça olan Suriye, İran, Irak ve Türkiye’de ki Kürtler’in bir araya gelerek ayrı bir devlet kurmalarıyla uzun vadede sorun çözülmüş olur. Ama konjuktürel olarak dünyada bunu gerçekleştirecek bir durum yok. Bu şekilde kurulmuş Kürdistan’ın bölgede hamiliğini yapacak bir güç yok. Biliyorsunuz 2.Dünya Savaşı sonrasında ABD hamiliğinde kurulmuş bir İsrail devleti var. Bölgede kavga nedeni olan 70-80 yıldır yaşamaya çalışan bir İSRAİL devleti. ABD hamiliğinde ki İsrail kendi savaşını verirken kurulacak bir Kürt devletine hamilik yapabilecek durumda değil. Ama eğer bunu yapmaya kalkarsa dört bir tarafında kuşatılmış bir devlet olur ki, bunu ABD etkinliği ve ağabeyliğiyle bile devam ettirmesi olası görülmüyor. Sonuç olarak ise Kürt sorunu bir çözüme varmalı. Şimdi bunun yolları aranıyor. Ortadoğu’daki yani bölgede ki Kürtlerin durumu ise her ülkede farklılık gösteriyor. --Irak’taki Kürtler neredeyse bağımsızlığa varacak, yetki ve haklar elde ederek bir federasyon kurdular. --İran’daki Kürtler ise: kısa süre önce büyük bir kapışmanın ardından Kürt örgütlenmesinin geri çekilmesiyle barış ortamına ulaştılar. --Suriye deki Kürtlerin durumu ise bu bölgede ki en farklı durumdur. Buradaki Kürtlerin vatandaşlık bağları yoktur. Yani vatandaş sayılmazlar. Seyahat edebilmek için bile Suriye devletinden izin almak zorundalar. Sosyal hakları yoktur. Örgütlenmeleri tamamen kendi içlerinde aşiret örgütlenmeleri biçimindedir. Kendilerini genelde PKK ile ifade ederler. PKK’ya hem lojistik hem de insan desteği yaparlar. ---Kürt meselesinde asıl büyük sorun ve kavga Türkiye dedir. Türkiye’deki ve diğer üç ülkedeki Kürt örgütlenmesi PKK üzerindendir. Suriye, İran ve Irak’taki Kürtler yönlerini PKK’ya çevirmişlerdir. Irakta Barzani ve Talabani aşiretlerinin dışında da PKK’nın ağırlığı çoktur. PKK’nın geçmişini uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Bu sorunla ilgilenen herkes bu konuyu bilir. Asıl bugün geldiği aşamayı tartışmak ve yorumlamak gerekir. Yakın tarihte yaşanan gelişmeleri biliyoruz .(Türkiye ve PKK’nın Oslo görüşmeleri, bu görüşmelerde PKK’ya isteklerinizi masaya getirin denmesi, Apo’nun yol haritası çizmesi.vs.) ŞİMDİ İZLEDİKLERİMİZ işte bunun kavgalarıdır. Bu kavgalar yapılırken de iki şekilde oluyor; 1)Uluslararası konjuktür açısından: Bu kadar büyük bir örgütün dağda silahlanabilmesi, bunu geçtik” bu kadar insanın dağda ekmeğini bile sağlaması” büyük bir organizasyondur. Bütün bunları yaparken belirli devletlerle, belirli kuruluşlarla karşılaşmamak olası değildir. Uluslar arası ilişkilerde PKK ister istemez bu tür angajmanlara açık olma haline gelmiştir. Sözün özü şu: PKK üzerine gidildiğinde bazı yerlerle temasa geçebilecek durumdadır. Türkiye bugün Amerikan sözcülüğüne soyunarak İran’a nükleer tesislerle ilgili rolünü oynamaya çalışırken, PKK örgütlenmesinde karşısında İran ve Suriye’yi görürse bu hiç te sürpriz olmaz. 2)Bu kavgada daha da önemlisi ise Öcalan’ın yakalanması ile PKK örgütlenmesinin çizgisinde olan temel değişikliktir. Kürt hakim sınıflarıyla ittifaka girmenin, genel bir demokrasi söylemindense Kürt söylemini ulusalcı bir çizgiye taşımanın, varlığını koruma açısından daha iyi bir yol olduğunu düşündüler. Öcalan’ın içeriden yaptığı uyarılara rağmen Türk solu dışlanarak Kürt egemenleriyle bir ittifak yapıldı. Şimdi ise Kürt egemenleri Türkiye’den daha fazla şey alabileceklerine inanıyorlar. Federasyon daha da ileri giderek belki, Bağımsızlık: Türkiye’de ki kavganın uzamasının altında yatan neden bu. Bir taraftan Öcalan’ın söylediklerini savunanlar var,bir taraftan da Öcalan’ın söylemlerini dile getirip başka şeyler yapanlar var.Egemenlerle yapılan bu ittifakta , ulusalcılığı genişletmek adına Altan Tan gibi insanlarla bir araya gelmeleri var.(Hatırlayınız BDP’nin grup kararı olmasına rağmen 4+4+4 sistemine ve kuran kursları oylamasına partisinden tek evet oyu veren kişidir.) Bu karmaşa arasında yerel halk hareketlerinin Kürt meselesine yansımaması için başlatılan Kürtleri tutuklama dalgası başladı. Bu dalganın birincisi pratik olarak seçimlere yönelikti. İkinci dalga ise KCK örgütlenmesi denilen yaygın kitlesel örgütlenmeyi dağıtmak içindi. Peki bunu neden yaptılar? Arap baharına benzer yaygın bir Kürt ayaklanmasına engel olmak, önünü kesmek nedeniyle. Olayı genel bir halk hareketinden çıkarıp kriminal düzeyde sokak hareketi haline getirdiler. Ama bu bizi yanıltmamalı. Kürt hareketi şu veya bu şekilde çözülecek. Asıl meselede burada başlıyor. Bu Kürt hareketinin istediği çizgide mi yoksa genel bir çizgiye oturtulup mu çözülecek? Yani bağımsızlığa varmayan, Kürtlere az çok belirli sınırlar içinde, ABD dışında bir ülkenin hamiliğinde kısıtlı özgürlükleri mi verilecek? İran ve Türkiye arasında ki anlaşmazlık burada başlıyor. Benim düşünceme göre ise süreci şu şekilde götürmeye çalışıyorlar; Suriye yi karıştırıp, Suriye’deki Kürt bölgesini koparmak, Irak’ı ve Türkiye’deki bölgeyi özerkleştirerek Türkiye egemenliğinde genel özerk bir Kürt bölgesi kurmak çabasındalar. Bunu engellemek artık oldukça zor. Suriye de ki olası gelişmeler çok önemli., Suriye de ki muhaliflerin gideceği yön çok önemli. İki ay kadar önce Tunus ta “Suriye’nin Dostları” adı altında bir toplantı yapıldı. Değişik Suriye muhalifleri bir araya geldi. Suriye’deki Kürtler bu toplantıya PKK’ nın etkisiyle katılmadı. Durum böyle olunca Suriye’deki Kürtler dışındaki muhalifler olan Hıristiyan ve Sünni grupları bir araya getirmeye çalıştılar ama muhalefeti bir araya toplayamadılar. Bu toplantını sonuç bildirgesine son anda Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu bir madde ekletti. Bu madde Suriye’deki Kürtlerin özerklik ve kimliklerinin tanınması konusundaydı. İşte çelişki burada yatıyor. Türkiye Suriye’de ki Kürtlerin özerkliğini tanıyor ama kendi ülkesinde ki Kürtlerle konuşmuyor bir araya gelmiyor. Bundan çıkacak sonuç ise bellidir. Türkiye kendi içinde ki Kürtlere de buna benzer çözüm yöntemleri uygulayacak. İstanbul da “Suriye’nin Dostları” toplantısı Türkiye öncülüğünde tekrar toplandı. İran çağırılmadı. Rusya ve Çin ise davete katılmayacaklarını bildirdiler. Açıklamaya göre 71 ülkenin temsilcisi bu toplantıya katıldı. Bu toplantının öncesi ve sonrasıyla Türkiye bu işin içine tümüyle girmiş durumda.(mülteci kampları, sınırda insansız bölgelerde Suriye ulusal ordusuna kamplar, burada onlara eğitim ve lojistik destek) Suriye’ye yapılacak bir müdahale bölgeyi çok daha fazla karıştıracaktır. Çünkü bölgede Suriye’nin ciddi bir ağırlığı vardır. İsrail’e en uzun sınırı olan ülkedir. Bölgedeki grupları lojistik olarak destekler, arka bahçesi Lübnan’a dayanır ve buradaki örgütleri çok iyi denetleyen bir yapısı vardır. Üstelik PKK oradaki Kürt bölgesinde genel bir bağ içindedir. Türkiye kendi içindeki sorunu Barzani’yi bile işin içine katarak çözemezken, burada anlattığımız amaçlarına ulaşması güç görünüyor. AKP ve Türkiye’nin sıkıştığı konu burada düğüm haline geliyor. Kendi içindeki Kürt sorununu çözemeyen Türkiye bölgede rol oynayamaz. Kestirmeden bir çözüme ulaşmaya çalışacaklar. Ama önümüzdeki birkaç ay daha çatışmalar olacağa benziyor. PKK’da Türkiye de silahlı çatışmanın çözüm olmadığını bunca yıl sonunda anlamış görünüyorlar. Sonuç olarak bu sorunu ister istemez çözmek zorundalar ve çözecekler
<iframe width="420" height="315" src="/http://www.youtube.com/embed/PAxskYsHu9E" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>
İnsanın kişiliğini yaratan en yakın gelenekleri, "soy"unun başından geçenlerdir. Simavnalı Şeyh Bedrettin Mahmut Rûmî, çok ilgi çekici soydan gelir. Ona rağmen Osmanlı tarihçileri, Şeyhin adını unutturamadıkları zaman bile, hiç değilse soyunu anmamaya aşırıca uğraşmışlardır. DEVRİMCİ HALK PARTİSİ
PARTİMİZİN KURUCULARINDAN ŞEYH BEDREDDİN http://www.suvaridergi.org/content/view/1923/1/
*Cesaria Evora... O da gitti... *İlker Başbuğ'u Nasıl Bilirdiniz?
*Ben Bir Kürt (Barış) Anasıyım... *Deniz Gezmiş’i ben de tanırdım!..
DAHA BİR ÇOK İNCELEME VE YAZI...KADIN MECLİSİ'NDE...kadınhareketi.org u izle...izlet...